www.adapazari.net

Özgeçmişim

* Alelade bir Nisan gününde İstanbul’da Babasının yardımı ile doğdu .
* Ana okulunda ve ilk okul çağlarında diğer çocuklardan farklı çizgileri vardı.
* Büyümeye başladı.
* Orta okula geçtiği sene İzmir’e taşındı.
* Bir gün resim dersinde karikatür çizebildiğini farketti.Resim öğretmeniyle paylaştı.Pek iplenmedi !Lisedeyken resim ödevlerini karikatür olarak vermeye başladı .Yine pek iplenmedi…Hatta ve hatta “Meltem , güzel kızım eğer resim çizmeyeceksen benden sana geçer not yok!” tehditleri savruldu.O hala karikatür olarak vermeye devam etti.
* İzmir’de yaşadıgı süre içinde bir süre gerekli gereksiz işte çalıştıştı geçimini sağlamak adına.Sekreter olarak girdiği ajanstan grafik tasarımcı olarak başka bir ajansa transfer oldu.İstanbul’a sık sık geldi-gitti.
* Her gelişinde mizah dergilerini ziyaret etti.
* Her defasında kibarca reddedildi.Hatta bikeresinde ” Senden bi halt olmaz” diyen bi karikatürist abisi yüzünden Cihangir’den Taksime salya sümük ağladı.
* Zaman geçti çeşitli bahanelerle İstanbul’a geri dönüş yaptı.
* Bu sefer azimliydi…Leman PAF takımına girdi. Artık sadece karikatür değil undergraund depresif desenlerde çiziyordu.İlk karikatürü Leman’da yayınlandı.
* Kısa öyküler yazmaya ve freelance tasarım işleri yapmaya başladı.Kısa bir süre Leman’da arka kapakta işleri basıldı.Az zaman geçti PAF takımdan ayrıldı.
* Kısa öykülerini zaman bulursa kitap veyahut çizgiroman tadında bişey yapmayı düşünüyor.Çeşitli ajanslarda metin yazarlıgı ve grafik tasarımcısı olarak işler yapıyor.
* Her gece/sabah uyku sorunu çekiyor.
* Büyüyünce iyi bir 2B resim kalemi ve tarama ucu kullanıcısı olmak istiyor.
* İstanbul’da yaşıyor.
* Vapura çok biniyor.
* Normal hayatında pek yüzü gülmüyor.
* Hayata karşı bilinçli bir tüketici olmaya çalışmıyor…
* Meltem TURAN; “Ben televizyonu dikkatsizce izliyorum” diyenlerden pek hoşlanmıyor, TRT 1 deki tüm renksiz Türk filmlerini dikkatle izliyor, asla mesaj vermek için yazmıyor-çizmiyor.Kendi zevk aldığı şeyleri yazıyor-çiziyor. Ressam Burhan Uygur’a bayılıyor, Fransızlardan da pek hoşlanmıyor. Hayatın bir film karesinden ibaret olduğunu sanıyor ve Belgin Doruk gibi yürüyor.
* Kendini mattah bi bok olarak değil aksine Nasa’nın tasarladığı son kadın , Tanrı tarafından vaftiz edilmiş son müslüman , Muska yerine prospektusu ezberletilmiş anti-depresan olarak görüyor.
* Her fırsatta İlhan İrem’den nasıl korktugunu ve aynı zamanda onu nasıl sevdiğini dile getiren Turan , sokak müzisyenlerine bayılıyor ve hemen hemen hepsini sanki ailesinden biri olarak görüyor.
Türk Mizah camiasının babası Oğuz Aral’ın hemen hemen hergün yürüdüğü yollardan geçmek onu mutlu ediyor…
Ve motor aşkndan daha da büyük bir aşk yaşadığı için kendini şanslı hissediyor…